30 Aralık 2009 Çarşamba

HANELER

Hanelerdeki fakir ama mutlu aileye bayılıyorum ya. İzlerken karnım ağrıo gülmekten o derece:D

29 Aralık 2009 Salı

...Ve Anneler Özlenir...


Çaresiz olduğunuz her an, çıkış bulamadığınız her dakika özlemezmisiniz siz de annelerinizi. Keşke yanında olabilsem ve keşke çocukken olduğu gibi bacağına sarılıp senin halletmeni bekleyebilsem tüm sıkıntılarımı annem demezmisiniz? İşte tam da şimdi özledim ben annemi. Çoook özledim.

KAYBOLAN RENKLER


Renklerim kayboldu... Karamsarım çok. Sol yanım acıyordu biraz önce o da geçti. Gitmek istiyorum şimdi kimseleri bilmediğim yerlere. Ne ağrı olsun kalbimde, ne gözümde yaş. Ne karamsarlıklar, ne düşünceler... Gözlerimde kalsın söylemek istediklerim. Gerçekten gözlerime bakmayanlar göremesin hiç. İncitemesinler yüreğimi. Ben bana yeterim nasıl olsa. Evet gitmeliyim...

Yanılsama


Yanıbaşınızda sanarsınız onu hep... Elleri ellerinizdedir, yüreğinize baktığını düşünürsünüz gözleri... Güvenirsiniz zorlayarak da olsa kendinizi... Sevgisine inanmak istersiniz. Sonra anlarsınız ki ''el''dir o da... Diğerleri gibi sizi anlamayan. Dost gibi duran ama beklediğiniz ''ben'' olamayan... Acı da olsa doğruları beklediğiniz ama her defasında başka bir yalan dökülen dilinden. Güveninizi baştan başa sarsan yeniden. Bir daha güvenmeyeceğim dedirten dilinize sitemle. Sinirlendirirken dışarıya doğru, aslında acıtan içinizi. Gözyaşlarınızı içinize akıtan. Güçlü gösteren aslında incinmişliğiniz olan... Korunmasızlığınızı hırçınlıkla dışa vuran yalnızlığınız onunlayken bile. Yanımda evet ama YABANCI... Kırmak istemediğini söylediği halde ardı ardına acıtan canımı yine o. Beni duygusuz sanan ama, bilmeyen en büyük acılarımı içimde saklayan yanımı. Düne rağmen bugün yine yineleyen herşeyi. Değişmeyecek, hep böyle devam edecek.


(ps:bekleme modu)

İÇİNDE OLDUĞUM DUVARLAR


Çevremdeki hiç bir insanla aynı dili konuşamıyorum. Kimseye derdimi anlatamıyorum anlattıklarım da hep yanlış anlıyor ya da sapıtarak anlamak istiyorlar. Tımarhaneye konulan bir delinin şoklara girmeden çarşaflara sarılıp bağlanması gibi bir şey benimkisi. Sıkılmanın, sinirin-stresin en üst seviyesindeyim. Üzerimdeki sıkıntı ve çıkış sebebi canımı sıkan. Sebebini bu kadar açık görmeme rağmen elim kolum bağlı durmam. Şuan kendimi herşeyden, herkesten izole edilmiş, dört duvarın arasına hapsedilmiş gibi hissediyorum. Bir an önce içinde bulunduğum duvarlardan kurtulmak ve gönül rahatlığıyla nefes almak istiyorum artık...

MUTSUZ...

Başlık sanırım yeterince açıklayıcı... Fazlasına gerek yok...

24 Aralık 2009 Perşembe

ÖYLE BİR ''AN''DI...

KİLO ALMAK İSTİYORUM!!!

Pucca'nın günlüğünde yazısına yapılan yorumları okudum biraz önce. Yiyip yiip kilo almayan kızlara sinir olan ne kadar çok kişi varmış. Zayıf olanları kıskandığını söyleyen bi sürü kişi. Yaa halbuki ben de kilo almak şöööyle etine dolgun, belinde simitleri olan biri olmak istiyorum ve benim gibi balık etlilere hayran bi sürü kişi de tanıyorum üstelik. Özellikle erkeklerin balık etli kızları daha bi beğendiğine eminim. Bu yüzden nasıl ki kilolu kızlar biz yanlarından geçerken bize bakıyorsa gıcıklıkla, ben de yanımdan etine dolgun bi kız geçtiğinde sevgilime bakıyorum acaba bakıyor mu kıza diye. Daha bir kadınsı geliyor dolgun kızlar bana. Ve bu duruma sinir oluyorum. Yani nasıl kilo alıyor bu insanlar anlamış değilim. Ben hala çıtı pıtı küçük bir kız çocuğu gibi dururken, yaşıtlarım tam bir kadın görünümündeler. Keşke elimizde memnuniyetsizliklerimizi değiştirebileceğimiz güçlerimiz olsa. Şişmanlar bana kilolarını verse mesela, eşitlesek... Üfff hayat ne kadar adaletsiz:(

KORUMA

Birileri bana bloga konulan fotoların çalınmasını önlemeyi anlatabilir mi?

''MİM''LENDİM

Blogcu arkadaşımız ozzeinep tarafından mimlendiğimi öğrendim. Sorusuna cevap vermeden önce İLK MİM olayımı gerçekleştirdiği için kocaman kucaklıyorum kendisini.

2010 yılından neler bekliyorum;

İlk dileğim, ilk beklentim göğüs kanseri olan annemin tedavilerine yanıt verip, bir an önce eski sağlığına kavuşması ve bizi gelecek 10 yıllarda yalnız, onsuz bırakmaması...

Kendi sağlığımın ve sevenlerimin sağlığının yerinde olması...

Bol kazançlar sağlayabileceğim ve sabah kalktığımda bugün de mi iş ya demeden gidebileceğim bir iş...

Sero'ya olan sevgimin hep böyle, hep katlanarak devam etmesi ve onun sevgisini her zaman yüreğimin en büyük yerinde böyle sıcacık hissedebilmem...

Ülkemizdeki sorunların çözüme ulaşması...

2010 yılının kardeşime iyi bir bölüm kazandırması...

Eğitim hayatıma katkı sağlamasını...

İyi kalpli yeni insanlarla tanışmayı...

Hiç bitmeyecek bir mutluluk getirmesini bekliyorum. Sanırım koooooooooskocaaaa bir yıldan beklediklerim o kadar da fazla değil... :)

Şimdi benimde birilerini mimlemem gerekiyor... Bu şanslı arkadaşlarım DELİLER TEKNESİ ve MASKELİ BALO...:=))

17 Aralık 2009 Perşembe

Gitmeyen Elektrik İstiyorum

Hava çok soğuk ve bu duruma kafam fena bozuk. Annem
ve ananemi doğru düzgün gezdiremedim bile. Havanın kötü olmasını geçtim hadi, havalar kötüyken elektiriklerin gitmesi de ne oluyor. Elektrikle alıp veremediğim yok ama pc min bataryasıda çabuk bittiği için netede giremiyorum. O yüzden elektrikler gitmesin artık. Elektrik denilen şey ağır akıllı saygıdeğer bi şahsiyet olmalıdır. 50 kere gidip gelmez ki yahu. Yeni yeten kıçı kırıklar gibi ayıp ama. Şunun şurasında yıllardır süre gelen hukukumuz var. O yüzden aklını başına devşirmesi tek temennim. Çemkirecem yoksa az kaldı...

SINIFIN DEMİRBAŞI

Aylardan beri ilk defa uğradığım sınıfta hocanın beni görünce suratındaki tepki görülmeye değerdi. Hoca neredesin diye sormadan ''sizi görmeye geldim hocam'' dedim. Eminim eminim dedi. Rüyanda mı gördün dedi ama işin garibi gerçektende rüyamda gördüm gece ve ''garip belki ama evet rüyamda gördüm hocam'' dedim.İnanmadı ama valla da gördüm billa da. Derste beni örnek gösterip Tuğba beni iyi tanır ona sorun beni anlatsın dedi. Dedim anlatılmazsınız yaşanırsınız. Öğrenciler hocam tehdit etmeyin dediler, bende arkadaşlar tehdit etmez direk uygular hocamız dedim:} Ama tüm bunlara rağmen sorduğu tüm sorulara verdiğim cevaplarda afferin aldım. Ayrıcaaaaa ben cevap verirken bana sana güveniyorum tuğba söle bakalım bunun cevabı ne dedi:=} Benim kıç tavana vurdu tabi bu durumda. Taa ki ders arasında sınıfa 10 dakika ara dedikten sonra herkesin içinde yine bana ''Tuğba sakın kaçma'' diyene kadar. O kadar sınıfta ben kaçarım diye düşündü adam ama harbiden de kaçcaktım tecrübe böyle birşey sanırım leb diye anladı helal. Ama nolursa olsun hocayla takışsakta seviyorum adamı. Umarım dönem sonunda da böyle düşünüyor olurum:=)

16 Aralık 2009 Çarşamba

NEDEN BENİM HIRKISIM YOK Kİ:(


Ühüüü ühüüü girdiğim hemen hemen tüm bloglarda yazılar çalınıyormuş, kaynak belirtilmeden yayınlanıyormuş... Ee ulaaaaaaan bu hırsızlar niye bana uğramıyor? Beni beğenmiyorlarmı yoksa? Kayda değer şeyler yazmıyormuyum hiç? Bi kardeşimiz var o almıştı, o da blogumdan diil, yazdığım bir yerel gazetenin köşesinden alıntı yapmıştı kaynak belirterek. Ama tamam iyi güzel de, ben de hırkıslara sahip olmak istiyorum, ben de yazımın çalınması sonucu bloguma gelip küfür etmek istiyorum, ben de blogumda kaynak belirtmeden almayın demek istiorum. Pekiiii neden elimden alıo bu zevki hırkıs kardişler bloguma gelip yazımı çalmayarak? Çok kırıldım çoook. En yakın zamanda hırkısım olsun istiorum bitane hakkatlisinden. Aldı mı öyle bir yazacak ki, ben bile şaşırcam laaaaaan ben mi yazdım bu yazıyı, yoksa harbimi bu yazdı diyerek. O kadar istiyorum yani.

15 Aralık 2009 Salı

HASTA OLUYORUUUUUUUUUUUUM:(

Hasta oluyorum feci..Burnum akıyo, gözüm yanıo, kulağım tıkandı..İlaç içtim geçer inşallah.Şu proje, ödev zamanı hasta olmak en son isteyeceğim şey. Nolur Allaam sabaha bişiciğim kalmasın:(

OYUNUM KİLİT


''Oyunum kilit'' dedi bugün mahalleden küçük bir çocuk oyun arkadaşlarına. Dönüp baktım, ne kadar da uzun zaman olmuş ki büyüyeli, unutmuşum bu lafı söylemeyi. Keşke hayatta böyle olsa OYUNUM KİLİT desek ve dursa herşey. İstediğimiz yerden tekrar başlatsak sonra...

09 Aralık 2009 Çarşamba

PİJAMA İŞİ BİR SANAT

Saat 2 olmak üzere ve ben hala pijamalarımla oturuyorum:=) Gidip pijamalarımı çıkarsam hiç fena olmayacak mesela. Doğru dürüst bişiler giyeyim diyorum ama öyle rahatım ki böyle. Gelen giden oluyo ama pijamalarım çok güsel. Altı bölee pembe ama koyu değişik bir pembe, polarmış gibi havluyada benzio. Üstünde kocaman kaplumbağa resmi var mavi-krem-pembe karışık renkli bir kaplumbaaa.Kolları filan sıcacık, pijamanın altındaki kaplumbaaa daha küçük ama renkler filan minik minik. Fena diiller. Ama ben bu pijamadan çok diğer pembe olanı seviorum. Kolları bacakları bana uzun gelen. Önceden de diğer pembe pijamamı seviodum bebekli olan önü. Saten pijamada seviom ama giyemiom:( Üşüyom çok feci onu giydiğimde. Ağzı yüzü bi yana kaymış salaş pijamalarıda seviorum çok rahat edio insan giyince. Çizgili pijamalarda güzel oluyor karpuz kabuğu pijamaları diom ben onlara. Öyle bir pijamayı giyip, eline de sıcak çikolata alıp şöminenin önüne geçip, bir yandan kitap okuyup, bir yandan tv seyredesi geliyor insanın. Ne kadar filmane diil mi ama. Öyleyse neymiş, pijama işi sanatmış. Çok konuştum gidip pijamalarımı çıkarıp, diğer pijamalarımı giyeyim en iyisi:)

Güneşi Gördüm


Güzel bir gün bugün. Sebebini bilmediğim feci bir neşe var içimde. Komedi filmi izlemek istiyorum, gülmek istiyorum karnım ağrıyana kadar. Havanında çok etkisi var bu ruh halimde sanırım. Güneşi gördüğümde huzur doluyor içime. Havalar keşke hep böyle güzel olsa ve ben mutluluktan uçsam.

NAH STOP:)


Ey pek sefgili okuyucu ben dün gece pandam serok'dan tr'de kapalı olan youtube girmeyi öğrendim:p Üstelik programa gerek olmadan. Ayy çok güselmiş ya böle girmesi. Aslına baksan youtube ilgimi çekmezdi ama böyle zıt pıt kapatılınca zevkli oluyormuş böyle:)) Tavsiye ederim...

08 Aralık 2009 Salı

Çığırtıya Yanıt Verenler Varmış


Bak sefgili okur sakın benden özenticilik yapıp sen de aynı şeyi yapmaya kalma ama bişi anlatcam:=) Aramızda kalcağına eminim. Ben bugün çok değişik 1 şey yaptım. Çoook iyi bir gazetede görevli bir müdüre feysbuktan:p mesaj attım. Kafama takılan şeyler var yardımcı olabilirmisiniz diye sordum. Memnuniyetle demez mi:) Amaan dedim bu nası bir iyi niyet, nasıl bir mütevazilik kendi kendime. Sonra başladım, dedim böyleyken böyle:) İletişim okudum ama her yerde torpil gerekiyor, bu adil değil, başka alanlardan mezun olanlar yapıyor bizim işimizi, ayrıca parada verilmiyor, hayatına yön vermeye çalışan biri olarak sizden bu sorularıma bir cevap ve tecrübelerinize dayanarak nasıl bir yol izlemem konusunda fikir istiyorum dedim. Sonra düşündüm adamcağız bu kadar yazıyı bile okuyacak vakti zor buluyordur, ben bir de cevap istiyorum:) Vee o beklenen cevap geldi. Şimdi bunları uzun uzun yazacak vaktim yok ama başka bir zaman merak ettiğin sorular hakkında bilgi veririm demiş. Ben dedim haklısınız vaktiniz yok falan filan ama bu cevap bile sevindirdi beni. Naaaaaaan dedim birileri çığırtımıza ses veriyor bu ülkede. Görmemezlikten gelmeyenlerde varmış. Helal olsun bee, şak şaak şaaak:)

Özlenen Günler Güzeldir

Geride kalan güzel günleri özlemek aslında burkuyor insanın içini, ama tüm bu iç burkulmalarına, üzülmelere rağmen, hayatımda özlenebilecek kadar güzel günlerimin olması çoook güzel...Kesinlikle...

Antep Fıstıklı Çikolata


Başımı alıp gitcem bi gün o olacak, görecen sende gününü. Yalnız başına kalcan Kıbrıslarda, arkamdan aalıyacan hünküre hünküre tubooo tubooo diyee. Fakat çoook geç olacak o zaman tubo başka şehirlerde başka gökyüzlerindeki ay dedeyi selamlıyor olacak nabeeer. Ben de aalayacam, ben de üsülecem belki ama antep fıstıklı çikolata yediğimde suscam biliorum. Çünkü antep fıstıklı çikolata aalayanları susturuo ben biliorum. Süpeeer bişi hemde, canım benim seninle çıkıcam ben söz o zaman:p

PAYLAŞIMSIZCILIK:=)

Deliler Teknesi blogunun sahibi o kadar güzel bir yorum bırakmış ki bana kendimden utandım. Ben bile severek girip okuduğum bloglara çoğu zaman yorum bırakmadan çıkıyorum. Oysa nasıl bir eşşeklik yapıyorum farkındayım. Ulan adam-kız-kadın-anne vs. birşeyleri anlatıyor, belki o konuyla ilgili farklı bir bakış açısı istiyor, ben ne yapıyorum bakıp, okuyup, kaçıyorum. İnsan olana demezler mi;''şşş bi saniye kardeşim, yok öyle çıkıp gitmek, hele bir yorum yap, hele bir fikir beyan et, hele bir sevindir beni''... Ama yok biz duyarsız, düşüncesiz insanlarız. Şahsen ben yorum yapmasam bile (ki çoook beğendiysem mutlaka yaparım) okumadığım, ya da bi seferlik girdiğim blogu takibe almam. Sırf ben takip edim, o da beni takiplesin mantığı gütmem. O nedenle beni takibe alanlarında öyle düşünmesini istemem. Yani bakıyorum beni izlemeye almış, güzel de blogu var ama bana hitap etmiyor. Mesela teknoloji, dikiş-nakış-yemek blogları, bunlara saygılarımı iletirim fakat izlemeye alamam. Niye kandırayım, izlemeyeceğim yerde izliyormuş gibi numara yapayım. Hiç gerek yok. Benim izleyeceğim-sevdiğim bloglar öncelikle alıntı yazılar yazmamalı, içinden geldiğince birşeyler karalamalı ki farklı gelsin. Öyle ordan burdan alınma şiirleri ben nie senin bloguna girip okuyayım ki? Özel ol ki okunasın. Bak puccaya... Kız harbi farklı, harbi yazıo bıkmadan usanmadan. İnsan öyle döktüremez bence ya anlattıkça anlatıyor. Ee öyle olunca okunuyor. Merak ediyor çünkü insan bugün ne geldi acaba başına diye. Sonuç olarak blog adıyla, yazılarıyla farklı olmalı blog yazan arkadaşlarım. Saçmalasalarda kendileri birşeyler yazmalı. Hıı birde deliler teknesinin dediği gibi duyarlı olmalı. Recep İvedik'in pizza götürdüğü müşterisine bağırdığı gibi ''paylaşımsızcılık'' yapmamalı:=))

07 Aralık 2009 Pazartesi

Blaggıra Mektup

Pek sevgili, saygı değer blaggır:p Her dakika blaglarına yepisyeni blaglar ekliyor ve biz blagcıları pek bir mutlu ediyorsun. Kaynaştırıyorsun, hevesle yazmamızı sağlıyorsun, seni çok sefiorum:p Hep bisi böyle daha güsele götürecek şeler yap, yapıyorsunda zaten:p

Sefgili blaggır son zamanlarda yaptığın yenilikleri çok beğendim, takdir ettim. Çok faideli şeyler yapmaktasın, aynen devam et:) Seni her açtığımda, yeni açılan blagları her gezdiğimde çok sevindirik oluyorum. Merakla geziniyorum eklediğin blaglarında. Hepsi de çok güseller maşallah. Herkes yaşadıklarını yasıo, kimi saçmalıo benim gibi, kimi çok önemli bilgiler verio, kitap okumaktan bi haber milletimiz artık okuyor sefgili blaggır, hepsi sayende... Okudukları yetmio süferinden yorumlar yabıo... Bence bu hep böle gitmeli. Herkes blag tutmalı, tutulan blaglar okunmalı ve hatta yorumlar yapılmalı. Birbirlerini izlemeliler tam da şuan olduğu gibi. (izlendiğimin farkındayım gözümden kaçmadı:)) Taam mı sefgili blaggır, söle herkese, hadi bakim blaggırım seviorum seni...

Canım blaggırım benim, sevgiler saygılar...

Ziyaretler Korkutuyor

Bir ara blogumu ne idüğü belirsiz bir blog arama sitesine kaydetmiştim ve o zaman blogumun adı da farklıydı. İçinde ''kız'' kelimesi geçiyor diye olsa gerek bloguma yığınlarca ziyaret olmaya başlamıştı. Hem de öyle böyle değil günde 1000-1500 ü buluyordu girenler. Ohaa nan noluos, ki ben öle kayda değer bişiler yazan biride değilim dedim. Amma velakin işin sırrını sonradan çözdüm. Bu kendimi kaydettirdiğim site aprak saprak bir yermiş. Benim blogumu neler arayıp bulduklarını görünce kısa süreli bir hönk durumu yaşadım. Ve dedim çüş ulan çüş bu kadar mı aç bu insanlar, böyle ebeş cebeş şeyler aratıyorlar guugulle amcadan. Blogumu ordan kaldırdım fakat beni bulan yine buldu anlamadım ve ismimi değiştirmeye karar verdim. Adını değiştirir değiştirmez blogumun oda ne o adresime giriş çok oluyor diye kurnazın birisi hemen almış mı adresimi, bir de ayıp ayıp şeyler koymuş mu o linkin altına. İşin kötüsü benim adımı gugulleden aratıncada benim blogum olduğu için orası çıkmıyormu sap gibi... O adresi iptal edene kadar akla karayı seçtim. Düşünsene gugulleden arkadaşını aratıosun, hani o sevimli, minik bildiğin arkadaşlarından birini, adını yazar yazmaz ayıp bir siteyi sanki o açmış gibi çıkıyor ortaya. Nasıl bir şok, nasıl bir utanç aman Allah'ım. Şükür o dönemi atlattım. Hı bu konuya nerden girdim onuda söliim, bugün dikkat ettim sayfamda uzun zamandır görmediğim bir yoğunluk, çevrimiçi olanların çokluğu söz konusu, dedim yinemi bir yerlerde kaydım var yoksa. Umarım öyle değildir:)

UMUT

Aboooo bu umut nasıl bir filmmiş öyle ya. Başta çok saçma, diyaloglar çok az diye düşünürken filmin sonunda nefes alamaz derece ağlama tuttu beni. Hıçkırığın haddi hesabı yok susamıyorum. Tebrik ediyorum Murat Aslan'ı. Adamlar bizi ağlatmak için yapmış resmen. Ama benim bildiğim türk filmleri güzel biter hep...Ama bayıldım bayıldım... Çok ses getireceği düşünülen filmlerdense böylelerini tercih ediyorum ben. Neşeli hayat hiç umduğum gibi çıkmadı şahsen. Ne güldüm, ne bi gram duygulandım filmden. Sona geldiğinde ise bu muydu lan dedim. Tüm salonda benim gibi düşünüyordu kesin, belliydi sıfatlarından. Bu tv de çıkıp şöyle güzel, böyle güzel diyenler tamamen işgüzar yalakalar kanımca. Bu filmde güzel olan ne var benim göremediğim? 4 kız izledik, içimizden beğenen kimse olmadı. Yeni ay ise gitmeye değerdi. Masal tarzında olsada keyif aldım izlerken. Bide geçen gün güneşi gördümü izledim, ondada salya sümük... İzlediğim bir film ya ağlatmalı beni, ya güldürmeli, ya da izlerken meraklandırmalı-heyecanlandırmalı. Yoksa beğenemiyorum napiim... Ona göre film yapılsın lütfen:p

SEFER YOK

Tüm seferlerin iptal olduğu bir adada sadece sevdiklerimle başbaşa kalmak istiyorum mümkünse...

Uzak Tutun Benden


Kuzu etiyle pişen yemekleri, kuzu etinin kokusunun sindiği sebzeleri, kuzu etinin suyunu, velhasıl kuzu etini hiç ama hiç sevmiyorum. Öyğğk... Bugün binbir hevesle pişmesini beklediğim yemeğin önüme konduğunda kuzu eti olduğunu anladığımda aç kalmaya razı olduğumu hissettim. Yiyemiyorum numara değil. Kokusunu duyduğumda midem kalkıyor. Annem ve kardeşim önümde yerken bile bakamıyorum. O derece...

Evlenmek İsteyen Benim Aslında


Tam da şimdi alt komşumuz ve benim liseden sınıf arkadaşımın düğün davetiyesini aldık. Çocukta ortaokuldan sınıf arkadaşım. Anlayacağınız birinin benden büyük yaşı yok. Vay be dedim herkes evlenio nan. Benim gibi bir an önce evlenip, hemencecik çocuğu olsun isteyen birisi ise nerden baksan 3 sene beklemek zorunda. Hiçte adil diil ama bu:(

BİR KIZIM OLSUN



Sağlığımı kaybetmeyeyim ve sevdiğim kişiyle evleneyim, sevdiğim işi yaparken üstüne bir de böyle güzel mi güzel bir kızım olsun daha da bir şey istemiyorum. Cidden...

Düşündüm, Öyleyse Başaracağım


Ben çok düşündüm ve accaip kararlı bir şekilde adım atmaya niyetliyim; bankacılık, otelcilik, medya-basın alanında çalışmak değil, kendi alanımda akademik olarak ilerlemek istiyorum. Yüksek lisansım bitmeden üds ye hazırlanıp, sonrasında doktoraya devam edeceğim. Ve işte hepinizde duyun, herhangi bir sağlık sorunum olmadığı müddetçe ben 5 sene sonra tam da istediğim işi yapıyor olacağım.

İLGİ MANYAA


Boğazlarım ağrıyor, öksürüğümde var üstelik:(( Çok fecii sevgi, şefkat ve ilgiye ihtiyacım var. Şımarma manyaa yapsalar ya beni... Öhüü, öhüüü

MAYMUN İŞTAHLI


Maymun iştahlı biriyim evet... Herşeyden çok çabuk sıkılıyorum. Sürekli dile getiriyorum bunu, bilsin çevremdeki herkes, bahane olmadığını anlasın, beni tanısınlar istiyorum. Ama bu bahane olamaz başlanan şeyleri bitirmek için biliyorum ve hayatım hep bu şekilde başladığım şeyleri belli zaman sonra ondan sıkılarak, sonrasında başka şeylere yeni baştan başlayarak devam etmez fazlasıyla farkındayım. Çare aranıyor...

Şaşırtıcı


Biraz önce annemin arkadaşı eve net almıyorum çünkü küçük çocuklar var evde dedi. Önce anlamadım ne alaka die düşünürken ekledi ''artık kızlar netten koca bulup kaçıyorlar neme lazım dedi'' :s şaşırdım... Farklı bir bakış açısı ne diyelim...

Olsa İyiydi Ama

Tüm yaşananlar daha farklı gelişebilirdi aslında, başka türlü olabilirdi ama olmadı, nese can sağlığı...

Huzura Teslim

Kıbrıs adasında 5,5 seneyi geride bırakan ben yavaştan son hazırlıklarımı yapmaya başladım. Bu dönemki projemi teslim edip Tr de devam edeceğim mastera. Ama öncesinde yök'den diplomamı onaylatmam gerekiyor. Çok ama çok yoğun bir dönem anlayacağınız. Annem kemoterapisine devam ediyor ilacını aldı ve biraz değişiklik olması için ananemle Beraber Kıbrıs'a geliyorlar. Hem bende daha iyi motive olurum işlerimde. Babamda gelsin istedim ama o kardeşimle kalmayı tercih etti. Bu arada babam daha önce gırtlak kanseri olmuştu tedavi gördü ve iyileşti. Fakat bu aralar sesinde kısılma başladı yeniden. Umarım tekrar başlamaz rahatsızlığı:( Bi yandan annem bu durumdayken bir de babam hastalanırsa bu kimse için iyi olmaz:( Kötüyü düşünmek istemiyorum özellikle bu dönemde. Allah yardımcımız olsun. Kıbrıstaki son günlerimde huzur dolu olmak istiyorum. Annem ve ananemde yanımdayken mutlu ve sakin bir kaç hafta geçirmeliyim. Sonrasında telaş içerisinde geçecek zaten, o yüzden şimdiden germeye gerek yok...

29 Kasım 2009 Pazar

KÜLLİYEN YALAN


Hiçte bile siz beni işten kovmuyorsunuz; BEN İSTİFA EDİYORUM!!! :=)))

3 YanlışLa Biten Aşk


3 yanlış yapma şansı tanıyor mu aşk insana? Bence tanımıyor. Sevgi de yapılan yanlışlar felç ediyor duyguları ve silip götürüyor tüm doğruları. Doğru yaptığın sürece seviliyorsun ve tek bir yanlış uzak düşürüyor sevdaya seni...

Uzak Durulması Gereken Kız Tipi


Çevreme sahte, küçük küçük gülücükler fırlatıyorum ama mutlu değilim aslında. Sıkılıyorum hem de fazlasıyla. Gülücüklerimin nedeni birileri gelip ''birşeyin mi var'' demesin diye sadece. Böyle bir soruya cevap verecek durumda değilim çünkü. Verecek cevabım yok da desek yeri aslında. Neyim olduğunu, ya da neyim olmadığı için bu derece sıkıldığımı, mutsuz olduğumu inanın tam olarak bende bilmiyorum. Belki hiçbir şeyim yok, belkide herşeyim var. Etrafımda damardan girip bu soruları sormaya çalışmalarına anlam veremediğim insanlar var. Cevabını öğrenince ne yapabilecekler merak ettiğim. Ne gibi çıkarlar yatıyor acaba altında diye düşünmeden edemediğim. Sorgulanmaya çalışıyorum ama oldum olası da sevmiyorum bu olayı. Kime ne yani ne haldeysem, öğrenmek neyi değiştirecek. Yalan avutmalara karnım fazlasıyla tok benim. Sonuç olarak depresif, agresif tavırlar halindeyim. Uzak durun bu aralar benden.

26 Kasım 2009 Perşembe

İş Akdinin Fesh Edilmesi:s


Dün gece yapmamam gereken, halkla ilişkilere yakışmayan bir davranışta bulundum. Alkol almış ve yeterince gergin bir bayan müşteriyle tartıştım. Ben de geceye geçmiş olmanın sıkıntısı, uykusuzluğun verdiği stres varken resepsiyon müşterinin araçla evine gitmek istediğini söyledi ancak ismini söylemediğini. Yanına gidip adını öğrenmek ve kart çıkartmamızın gerekli olduğunu anlattım ama kadın sinir küpüydü. Benim kim olduğumu biliyormusunuz siz, bana nasıl kart sorarsınız, filancanın kardeşiyim ben saygısızlar tarzında bi ton laf etti. Ona rağmen sesim çıkmadı peki göndereceğiz ama bana verilen görevi yapıyorum ben dedim. Gidip müdürü çağırdım ve ne yapmam gerektiğini sordum. O da kadını yumşatmak için peki göndereceğiz kusra bakmayın filan dedi. Kadın bu defa söyleyin şunlara bana bi daha sakın kart sormasınlar dedi. Bende ''EMREDERSİNİZ'' dedim. Sonra bu bana ne diye bana dik dik bakıyorsun sen demez mi! Yanımda serhatın arkadaşları vardı onlarda araç bekliyordu. Çocuk sinirlendi bi git işine ya dedi laf saydı, ben de deskin arkasından çıkıp ''dua et iş yerindeyim, dışarda olsam sen benimle böyle konuşamazdın,belki işten çıkarılırım ama senin böyle konuşmana izin veremem kusra bakma dedim'' Beni diğer müdürün yanına götürdüler. Sinirden elim ayağım boşaldı. Müdür sıkma canını dedi kadını araca bindirip gönderdiler. Olay sabaha doğru olduğu için şefimizi arayıp anlatamadım, akşam işe gelmek için hazırlanırken aradı şefimiz Tuğba dün gece ne oldu dedi anlattım. Genel müdürümüze şikayet etmiş kadın, müdürümüzde kameradan baktırmış geceye. Şok olmuş, Tuğba nasıl böyle bir saygısızlık yapar, kadın ne olursa olsun müşteri, o bir halkla ilişkiler olarak olaya çözüm getirmesi gerekirken kadınla tartışmış söyleyin bugün işe gelmesin,yarına kadar düşüneceğim bugün gelirse kalbini kırarım demiş. Şefimize haklı olduklarını işten çıkarılsam bile hatalı olduğum için sesimin çıkmayacağını,kendi adıma olmasa da iş yeri adına yanlış davrandığımı söyledim. O da ben senin çıkarılmanı istemiyorum ve konuşacağım, maaşından kesilir, ya da 2 hafta uzaklaştırma verilir belki çünkü senden ve çalışmandan çok memnunum dedi. Bende işimi eskisi gibi sevmediğim için böyle bir sorun yaşadığımı ve bugün olmazsa 1 ay sonra ben ayrılmak zorunda kalacağımı anlattım ve o zaman daha kötü olacak en iyisi şimdi güzel bir şekilde vedalaşmak dedim. O da eğer bu alan da ilerlemek istemiyorsan söyle ona göre konuşayım müdürle dedi. Ben de bu şekilde olması en güzeli, sizlerle sorun yaşayıp ayrılmadığım için içim rahat, müdür bey nasıl karar verirse saygı duyarım dedim. En azından ailemin yanına giderim çıkışım yapılacaksa diye düşündüğümü söyledim. O da yarın haber veririm sana dedi. İnşallah benim istediğim gibi sonuçlanır. Çünkü çıktığım kapıyı çarparak çıkmak istemiyorum ne olursa olsun. Bu kadar zamanımı geçirdiğim ve gerçekten ailem gibi olan bir yerden kötü ayrılmak istemem. Velhasıl bugün mecburi izindeyim. Sabah ola hayrola artık... Bu arada 2 gün önce benimle münakaşaya giren resepsiyonda çalışan kızın işine son verilmesi neyse benim yaptığımda aynı saygısızlık. Keşke olmasaydı ama geri dönüşü yok. Hadi hayırlısı....

22 Kasım 2009 Pazar

3 AYLIK BİR AYRILIK

Blogumdan, ailemden, arkadaşlarımdan, sevgilimden, okulumdan kısacası hayatımın aslında tam merkezinden uzak kaldığım 3.ayımı doldurmaktayım. Binbir hevesle girdiğim işimin beni herşeye bu kadar hasret bırakacağını bilseydim, bütün artılarına rağmen hiç elde etmeyi düşünmezdim. Çalışma ortamım, iş arkadaşlarım,şefim, genel müdürümüz herşey o kadar mükemmel ki belki de bu kadar dayanmama neden olan tek etken bu. Aile ortamından hiç bir farkı yok. Hergün onlarca insanla tanışıp,içlerinden kendime yakın bulduklarımı ertesi gün göremediğimde üzüldüğüm dopdolu bir 3 ayı doldurdum. Cadılar bayramı, çekilişler, staff partisi, karşılamalar,formlar,transferler,sohbetler,şikayetler,övgülerle dolu 3 ay. Ama yorulduğumu hissediyorum. Annemi özledim herşeyden önce, işi bırakıp gidemiyorum, Serhatı hiç göremiyorum, okuluma gidemiyorum. Ama işin garip tarafı işimide bırakamıyorum. İngilizcemin berbat olmasına ve daha önce hiç halkla ilişkilere bakmamış olmama rağmen beni böyle 5 yıldızlı ve adanın en mükemmel iş yerinde çalıştırmaya başlayan genel müdürümüzü, ufacık bir emeğimizi gördüğünde bizi motive eden ve işe girdiğim ilk ayda beni ayın personeli seçen şefimizi bırakıp gidemiyorum. Ve düşünüyorum bırakıp gitsem bir daha böyle bir işi bulabilirmiyim? Yeni mezun olmama rağmen bu kadar iyi maaş veren, bu kadar güzel bir ortam...? Sanmam...Ama annem ve Serhat herşeyden daha ağır basıyor. Onlara vakit ayırmam gerek diye düşünüyorum. Şimdi bir düşünme aşamasındayım. Umarım yanlış bir karar vermem...